hakimler, savcılar, müdürler, okullar, dekanlar, polisler, askerler, komutanlar, jokeyler, seyisler ve atlar..evet ATLAR
(bir saniyeliğine gdo yiye yiye kendini kanser etmiş ve neşteri eline alıp kendine operasyon yapmak zorunda kalmış bir milletin çocukları olduğunuz gerçeğini unutun ve bozkır’da bir AT olduğunuzu düşünün..)
iyi gelmedi mi ??

Bence düşünemediniz.
Herneyse;
terör örgütü Fetö belasının devlet kadro ve kurumlarından tasfiyesi tüm hızla sürüyor !
..

Az önce börekçi’de Haberturk gazetesinin 22 Temmuz tarihli gazetesinde “Millete Değil Devlet’e Karşı” manşetini görünce, gözlerim yerinden fırladı. Aman allahım HaberTürk dış mihrakların mı eline geçmişti ??
Bu olanaksızdı.
İşin aslı ülkede böyle saf ve hakiki bir manşeti (hakiki çünkü darbe literatürdeki anlamıyla milletin korunması bahanesiyle devletlere yapılan birşeydir zaten) ancak kişisel blog sayfalarında, belki varsa aşırı elit siyasi yapılanmaların küçük çaplı portallarında görebilirdiniz..
Ama ana-damar yayınlardan birinde böyle bir manşet !? Yoksa Haber Türk İsrail Döllerinin mi eline geçmişti ?..

Sonradan içeriği okuyunca işin aslı anlaşıldı ki, “darbe millete karşı değil devlete karşı yapıldı(!)” demiyormuş. “‘Ohal’ millet için degil, devlet için ilan edildi” diyormuş .. 😀

Bir saniyelik şok sonrası, ters çevirip arka sayfaya, yani spor haberlerine geçtim.. Ama artık o sayfa spor haberleri için değil, Taziye’ler sayfası oldu biliyorsunuz..
..

Güç’ü , otoyol, köprü, ve kredi kartları olarak algılayan; gücü sadece et-kemik, çimento-beton formlarında hayal edebilen otorite;
lakabı “eğitim öncüsü” olan bir örgütün 40 yıllık faaliyetlerinden , kurum tasviyelerri ve işten kovmalarla arınabileceğini düşünüyor.!

Acaba bu kurumlardan kelle tasviyeleri yapmaya eş zamanlı olarak, örgüt’ün kelle içlerinde bıraktıklarını da tasviye etmek gerekmez mi ? O da olacak çok şükür, inşallah mı ?
Otoyollar bir selle yıkılır, köprüler bir depremde çöker; para bugün sizdedir, yarın başkasında.. Baki olan tek bir meta var mıdır ?
Ama düşünceler bir anda yerle bir olmaz ve her an doğuma gebedirler de.

Bu bağlamda; örgüt’ün zihinlerimize işlediği ve ister ateist ol ister koyu müslüman bu ülkede herkesin maruz kalmasıyla her birimizin tanışması gereken biri direkt diğeri de dolaylı 2 büyük öğreti var:

İlki hepimizin bildiği gibi, bu Fetö terör örgütünün membâsı olan: “Din öğretisi”
İkincisi de bu din öğretisinin “favor”una spontane olarak gelişmekten başka çaresi olmayan “Dün öğretisi”

“Din” öğretisinin en belirgin özelliği “Siyasi Tekel” sunması, yani ülkenin güncelini kontrol edebilmesi.
“Dün” yani tarih öğretisinin en belirgin özelliği ise “Hortlak Nesil” sunması yani “geleceği” kontrol edebilecek potansiyeli sağlaması.

Siyasi tekelle, yönetimler ve dış politika kontrol altında tutuluyor..idi .15 temmuz darbesiyle; fetö’nün bu dindar hizipçilikle kadrolaşıp siyaseti emelleri doğrultusunda ayakta tutabilen ayağı kırıldı. Çok şükür millet bunu kırdı !
Hoş örgüt te, söylemden, (silahlı) terör eylemine resmen terfi ettiğini tanklar ve f16 larla kanıtlamıştı.. Yani iş işten geçmişti zaten ve bunu artık geçmişte bırakabiliriz, olan oldu çünkü.

2. öğreti olan; din nidasıyla gösteri ve abartı üstünden ajitasyon yapmaya dayalı tarih öğretisinde ise; bir anda 100 sene önceye, yani 1. Dünya Savaşı konjenktürüne, hatta gerekirse İstanbul’un fethi ve Plevne gibi zaferlere uzanıp nasıl milletçe büyük bir motivasyon sağlayabileceğimizi ve düşmanın gözünde bir “askerden” çok bir “hortlak” olarak nasıl korku yaratabileceğimizi gösterdik.!
Bu güncel olan ve olmaya devam edecek olan tarih öğretisi bize pahalıya patlamaz diye umud edip, bunu geçmişe değil kaderimize bırakmaktan başka çaremiz yok gibi görünüyor.. Başımıza gelecek muhtemel bir daha sahici felakete kadar.

Özetle; ülke adına örgüt’ün zihinlerde bıraktığı bu “din öğretisi” ve bu din öğretisini parlatmak üstüne kurulu “tarih öğretisi” tasviye edilmeden; terör örgütü Fetö’dan tam bir arınma olamayacağı gibi; devletin de yetersiz kaldığı yerde; fetö’nün 40 yıllık ülke tarihinde hepimize vermiş olduklarıyla topyekün bir yüzleşme sağlayamadığımız, bunlara reformist ilkelerle karşı çıkacak cesareti göstermediğimiz müddetce ülkece kurtuluştan bahsetmek yersiz olacağı için umutsuzluk hala hüküm sürüyor.
Bugün Fetö’yü tasviyelerle kadrolardan silseniz de, düşüncelerden silmedikçe yarın Fetö olur size Keto.. Hatta o Keto’nun boğaziçi köprüsünde kemeriyle dövdüğü olmuşsun bir baktın !
bilemezsin.

Açıkçası yöneticilerimizden; bu zihinsel tasviye savaşını vermelerini beklemek te abes le iştigal olur gibi duruyor. Kendileri de aynı “din ve dün” öğretilerini benimsiyorlar ve bunların Fetö terör örgütü faaliyetlerinin terörle ilişkilendirmedikleri kısmının unsurları (bilakis terör karşısında bu iki unsurun fonksiyonel işlevinin de olması) sebepleriyle de bu imkansız gözüküyor..
Seçmen tabanındaki yani neredeyse hepimizdeki zihinyet te 40 yıllık “fetö zihniyeti” olunca; burada bir demokrasi paradoksu(!)na girmiş bulunuyoruz..

Siyasete girmeyelim; İşin özünü söyleyelim diyeceksek te:
Din konusunda canımız neye inanmak istiyorsa hep ona inandık.
Dün konusunda da canımız neye inanmak istiyorsa hep ona inandık.. Böyle bir milletiz. İsteyen istediği zaman, istediği şeye inanmakta özgür !
Özgürlük almış başını yürümüş, bu kadar özgürlük uzayın hiçbir yerinde yok.
Böyle özgürlük bozkırda ATLAR da bile yok !

Advertisements